Göçmen Toplulukların Eğitim ve Anadil Öğrenim Anlayışları Sempozyumu

Şule ÖZKAYA 29.10.2011

Sayın Prof. Dr.Cantone-Altıntaş,
Sayın Vespermann,
Sayın Dr. Matthiesen,
Sayın Tokyürek,
Sayın Michallik,
Değerli Katılımcılar,

Öncelikle, “Göçmen Toplulukların Eğitim ve Anadil Öğrenim Anlayışları” konulu Sempozyumu düzenleyen Duisburg-Essen Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğrencilerine ve özellikle, “die Gaste” Genel Yayın Yönetmeni Sayın Zeynel Korkmaz’a, nazik davetleri için teşekkürlerimi sunmak isterim.
Değerli Konuklar,
Türkiye Cumhuriyeti 29 Ekim 1923 tarihinde kuruldu. Bugün, Ulu Önder Atatürk’ün öncülüğünde kurulan Cumhuriyetimizin 88. Kuruluş Yıldönümünü kutlamaktayız.
Sempozyuma katılan tüm vatandaşlarımızın Cumhuriyet Bayramlarını içtenlikle kutlarım.
Sayın Katılımcılar,
Göçmen toplulukların eğitimleri ve anadil öğrenimleri, toplumsal- kültürel boyutlarıyla ve geniş bir bakış açısıyla değerlendirilmelidir. Bu bağlamda, bilim dünyasından değerli katılımcıları bir araya getiren Sempozyumun, bu yıl uluslararası bir nitelik kazandığını memnuniyetle görmekteyiz.
Dil konusu, çocukların eğitiminden, yetişkinlerin iş bulmalarına, toplumsal uyumdan, anavatanla ilişkilere kadar birçok konuyu ilgilendiren önemli bir sorun alanı olarak öne çıkmaktadır.
Sorun, sadece yaşanılan ülkenin dilini öğrenmekle de sınırlı değildir. Yeni kuşaklara, anadillerini öğrenme ve kullanma konusunda fırsat eşitliği tanınmalıdır. Esasen, bir dili öğrenmek, bir başka dili öğrenmeyi kolaylaştırmaktadır. İki dilli yetişmek küreselleşen dünyada büyük bir zenginliktir. Çünkü iki dillilik, kişilerin dünyaya bakış açısını, ufkunu genişletmekte, donanımlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamaktadır.
Değerli Katılımcılar,
2. Dünya Savaşı sonrasında hızlı bir kalkınma sürecine giren Almanya, işgücü açığını karşılamak için 1950’li yıllarda İtalya, Yunanistan ve Portekiz gibi Akdeniz ülkelerinden işçi almaya başladı.
Türkiye ile Almanya arasında 31 Ekim 1961 tarihinde imzalanan Türk İşgücü Anlaşması’nın ardından da, Türkiye’den Almanya’ya işgücü akını başladı. 1960’lı yılların başında Almanya’ya gelen Türk işçileri, bu ülkede birkaç yıl çalıştıktan sonra geri dönmeyi ve birikimlerini Türkiye’de değerlendirmeyi amaçlamışlardı.
Ama, önce iş sözleşmeleri uzatıldı, daha sonra, aile birleşimi anlaşması çerçevesinde, 1970’li yıllardan başlayarak, aile bireyleri Almanya’ya geldiler ve Türk göçmenler bu süreçte, “konuk işçi” olarak değil, toplumun sürekli bireyleri olarak yaşamlarını Almanya’da kurdular.
Bu yıl, Türkiye-Almanya ilişkilerinde yeni bir sayfa açan 1961 tarihli anlaşmanın 50. yıldönümündeyiz. Artık, Almanya’da doğup büyüyen 4. ve hatta 5. kuşaklardan söz etmekteyiz. Bugün, Almanya’daki Türkler, toplumsal yaşamda etken biçimde yer almaktadırlar. Ekonomi, siyaset, bilim, spor ve kültürel alanların yanı sıra, devlet dairelerinde ve hatta yönetim kademelerinde, Türk kökenli göçmenlerin sayısı hızla artmakta, başarıları öne çıkmaktadır.
Almanya’nın en büyük eyaleti olan ve en çok Türk nüfusun yaşadığı Kuzey Ren Vestfalya´da, toplumsal yaşama katılım üzerine yapılan bir anketin verileri, Türk kökenlilerin yarıdan fazlasının etkin biçimde sivil toplum hayatına katıldığını göstermekte, ayrıca, gönüllü görev ve sorumluluklar taşıyarak, toplumsal görev üstlenmede istek ve çaba gösterdiklerini ortaya koymaktadır.
Sayın Konuklar,
Almanya’ya işgücü göçü, bu ülkenin toplumsal ve kültürel yapısını derinden etkilemiş, çok kültürlü bir toplumsal yapının dinamikleri oluşturulmuştur. Almanya’daki göçmen topluluklar, kültürel zenginliğin yanı sıra, farklı kültürel özelliklere hoşgörü ve saygıyla yaklaşımın değişkenlerini de oluşturmuşlardır.
Bugün, gündemdeki konu uyum sürecidir. Uyum politikalarının akılcı bir zeminde tartışılması, beraber yaşam ilkesi uyarınca, başta eğitim ve istihdam olmak üzere, tüm alanlarda fırsat eşitliğinin sağlanması gerekmektedir.
Bu çerçevede, geçtiğimiz 50 yıl içinde uygulanan eğitim ve uyum politikalarına özeleştiri ile yaklaşmalı, ancak geleceğe dönük olarak iyimser ve yapıcı anlayışımızı da korumalıyız.
Değerli Katılımcılar,
Almanya’da yetişen göçmen kuşakları temsil eden gençlerimizin özgün girişimleriyle hayata geçirilen bu Sempozyumun, uyum konusunda çaba gösteren tüm paydaşların ve özellikle karar veren kişilerin yararlanabileceği somut sonuçlar getirmesini bekliyoruz.
Sempozyumlar dizininin önümüzdeki yıllarda da başarıyla sürdürülmesini diler, hepinize içten sevgi ve saygılar sunar, Sempozyum süresince başarılı çalışmalar dilerim.

Pazartesi - Cuma

1-)Başkonsolosluğumuzda tüm işlemler randevuyla yapılmaktadır. Randevu saatleri 09.00-15.00 arasıdır. 2-) Tebligat işlemleri için randevu saatleri 12.00-15.00 arasıdır. 3-) Pasaport teslim işlemleri saat 08.30-15.00 arasında randevusuz yapılmaktadır. Başkonsolosluğumuz Haftasonu günlerinde kapalıdır.
24.2.2020 Karnaval
10.4.2020 Dini Tatil-Paskalya Arifesi
13.4.2020 Dini Tatil - Paskalya
1.5.2020 İşçi Bayramı
21.5.2020 Dini Tatil - Hz. İsa'nın Göğe Yükselişi
1.6.2020 Dini Tatil - Küçük Paskalya
11.6.2020 Dini Tatil - Yortu Bayramı
31.7.2020 Kurban Bayramı 1 .Günü
29.10.2020 Cumhuriyet Bayramı
24.12.2020 Noel Arefesi
25.12.2020 Dini Tatil - Noel
31.12.2020 Yılbaşı
1.1.2021 Yeni Yıl